RS


I can tell you already think I’m the dragon, that would be so like me, but I’m not. I’m not the dragon. I’m not the princess either.

I walk through your dreams and invent the future. Sure, I sink the boat if love, but that comes later. And yes, I swallow glass, but that comes later.

For a while I thought I was the dragon. I guess I can tell you that now. And, for a while. I thought I was the princess, cotton candy pink, sitting there in my room, in the tower of the castle, young and beautiful and in love and waiting for you with confidence
but the princess look into her mirror and only sees the princess, while I’m out here, slogging through the mud, breathing fire, and getting stabbed to death.

Okay, so I’m the dragon. Big deal.
You still get to be the hero.


You see, I take the parts that I remember and stitch then back together to make a creature that will do what I say or love me back.

Here is the repeated image of the lover destroyed.
Crossed out.

The entire history of human desire takes about seventy minutes to tell. Unfortunately, we don’t have that kind of time.
Forget the dragon,
Leave the gun on the table, this has nothing to do with happiness.

I want more seats reserved for heroes.

"İnsanın gerçekten inandığı bir şeyi söylemesi gibi basit bir olguda dizginsiz bir cesaret vardır."

Ben burdayım. Oturuyorum ve izliyorum. Orda başka bir ben var. Gözünü bile kırpmıyor. Kavurup geçiyor.Ben hala buradayım. Kar tanelerini izliyorum. Her tanenin üzerinde başka bir hikayem yazıyor. Süzülüyorlar. Ta ki incinmiş başka bir yürek onlara su sıçratana kadar. Acıyorum ama ben hiç kanamıyorum.

Ben hiç kanamıyorum, avutuyorum. Kendimi çok iyi kandırıyorum. İnsanlara gerçekleri söylemekten korkuyorum. Acırsa diye korktuğumdan. Üzülmelerini istemezken kanatıyorum belki ama ben hiç kanamıyorum. Yaralarımı da iyi sarıyorum. Gülümsüyorum.Hiçbir zaman hiçbir şey yetmiyor. Canımdan insanları izliyorum. Kahkahalarını duyuyorum. Gözyaşlarını siliyorum. Ama ben hiç kanamıyorum.

Üzerime bir kürek toprak atılsa, başucumda bir tutam papatya olsa…

Şarkılar söylemek istiyorum. Dans etmek. Öyle sert ki kabuğum, ben hiç kanamıyorum.Ara ara aklıma geliyor. İçiyorum. Kendi nazımla kendim bile başedemiyorum. Gıptayla bakılmak istemiyorum. Hep daha çok yarıyorum. Daha derine iniyorum. Kemiğe dayandığımda konuyu değiştiriyorum.

Ama ben hiç kanamıyorum. 

-‘Birinin bir daha hiç geri gelip gelmeyeceğini bilememek nasıl bir his bilmek ister misin?’-

See | Simin YILDIZ

See | Simin YILDIZ

original photo: derekwoods

original photo: derekwoods